2016 yılında Prof. Dr. Süleyman Yücel Şenyurt ile ekibinin yapmış olduğu kazı çalışmalarında ortaya çıkan tabiri caizse dev Kibele heykeli oldukça ilgi görmektedir. Ordu Kibele heykeli olarak ünlenen ve kısa sürede çok sayıda insanın ziyaret ettiği heykelin 2100 yıllık olduğu düşünülmektedir. Devasa heykel tam olarak 110 santimetre ve 200 kilogram olmaktadır. Bulunan heykelin bir tahta oturuyor oluşu, ana tanrıça olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Heykel ilk bulunduğunda direkt olarak Kibele ismi ile adlandırılması tepkilere yol açmıştır. Ancak Prof. Dr. Şenyurt heykelin Kibele’ye ait olduğundan emin olduklarından ve çevrede yapılan diğer çalışmaların da bu düşüncelerini desteklediğini belirtmiştir. Ayrıca heykelin günümüze kadar zarar görmeden gelmesinin nedeni olarak, Roma saldırısını göstermektedir. Saldırı esnasında heykelin yer aldığı bölgede bulunan Kurul Kalesine ait kapının, heykelin üzerine düşmesi sonucunda heykel zarar görmemiştir.

Kibele Heykeli Nerede?

Kibele heykeli Ordu’da yer alan Kurul Kalesi ve çevresinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda bulunmuştur. Araştırmayı yürüten Şenyurt, araştırmaya ilişkin çok önemli bilgiler vermiştir. Öncelikle heykelin Kurul Kalesinin kapısına konumlandırıldığı düşünülmektedir. Kalenin de oldukça yüksek bir bölgeye inşa edildiği ve kaleye çıkmak için uzun bir merdiven yolundan gidildiği saptanmıştır. Ayrıca yapılan çalışmalarda, bölgeye yapılan Roma saldırılarına ilişkinde önemli kanıtlar bulunmuştur.

Ordu Kibele Heykeli Nasıl Bulunmuştur?

Kurul kalesi çevresinde bulunan Kibele heykeli bulunduğunda, heykelin üzerinde sikke bulunmuştur. Ayrıca bunun yanında heykelin çevresinde yine sikkeler ve çeşitli ok uçları da bulunmuştur. Bu bulgular heykelin yapıldığı dönemde bir çeşit tapınak veya bölgede yaşayan insanlar için ayrı bir öneme sahip olduğunu düşündürmektedir. Heykelin kucağında ve çevresinde bulunan şeylerin, heykele adak olarak sunulduğu kanısına varılmaktadır. Ordu Kibele heykeli yer aldığı bölgede bulunan duvarın çökmesi sonucu korunmuş ancak bu esnada kolları ve bacakları zarar görmüştür. Yapılan kazı çalışmalarında kollar bulunsa da ayağında kırılan bazı parçalar henüz bulunamamıştır. Kayıp parçaların diğer kazı çalışmalarında bulunacağı umulmaktadır. Bölge için son derece önemli ve tarihi açısından çok değerli olan bu heykel, geçmişte yaşayan toplumlar hakkında önemli ipuçları vermektedir.